Horace McCoy

Tek bir sonuç gösteriliyor

Amerikalı yazar Horace McCoy’un (1897-1955) sert romanları, Büyük Bunalım ve savaş sonrası dönemde Amerikalıların yaşadığı zorlukları resmeder. Atları da Vururlar Sidney Pollack’ın yönetmenliği ve Jane Fonda’nın başrolüyle beyaz perdeye de uyarlanmıştır.
McCoy 14 Nisan 1897’de Pegram, Tennessee’de doğdu, Nashville’de büyüdü. Babası gezgin pazarlamacıydı, ailesi yoksuldu. McCoy kitaplara düşkündü ama okulu bitiremedi. Dallas, Teksas’a taşınmalarının ardından on altı yaşında babasıyla birlikte
pazarlamacılığa başladı.
McCoy ilk gençliğini pazarlamacılık yaparak geçirdi, ardından Birleşik Devletler Hava Birlikleri’ne katıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda Fransa semalarında pilotluk ve hava fotoğrafçılığı yaptı. İki kurşun yemesine rağmen bir uçağı güvenle ülkeye getirdiği için Fransız hükümeti tarafından Croix de Guerre madalyasına layık görüldü.
McCoy savaştan sonra Dallas’a döndü ve gazeteciliğe başladı. 1920’lerin ortalarına doğru, hikâyelere duyduğu ilgi McCoy’u kurmacaya yöneltti. 1930’larda, Raymond Chandler ve Dashiell Hammett’in eserlerini de basan popüler aylık öykü dergisi Black
Mask’te bir düzineden fazla suç ve dedektif öyküsü yayınladı.
1931’de oyunculukta şansını denemek için Hollywood’a gitti. Başrol olarak pek başarı elde edemese de büyük stüdyolara senaryolar yazdı. Bu senaryolardan birinde bir dans maratonuna katılan yarışmacıların öyküsü anlatılıyordu, söz konusu senaryo ilk romanı Atları da Vururlar’ın (1935) temelini oluşturdu. İlerleyen yıllarda yazarla iyice özdeşleşen sert üslubu, 1930’ların sınıf farkına dair alaycı gözlemleri ve yoksulluğun
insanı yok edişine dair gerçekçi bakışı bu ilk romanda da fazlasıyla mevcuttu. McCoy Atları da Vururlar’ın yayınlanmasından sonra senaristliğe döndü, The Trail of the Lonesome Pine gibi başarılı westernler, Persons in Hiding gibi karanlık suç filmleri kaleme aldı. Romancılığa da devam etti, 1948’te yayınlanan Kiss Tomorrow Goodbye kariyerinin en başarılı eseri olarak görüldü. McCoy aynı yıl hafif bir kalp krizi geçirdi. Çalışmaya devam etse de sağlığı giderek kötüleşti, 1955 yılında geçirdiği üçüncü kalp krizinin ardından Beverly Hills’teki evinde yaşama gözlerini yumdu.